Kısırlaştırma, köpek sahiplerinin biz veteriner hekimlere en çok sorduğu konulardandır. Doğum ve jinekoloji doktorası yapmış, meslek yaşantısının önemli bir kısmını hayvan davranışları ve eğitimi konusunda çalışarak sürdüren birisi olarak, bu konuyu yazmayı istemiştim hep, bugüne kısmetmiş. Kısırlaştırma; erkeklerde testislerin, dişilerde yumurtalıklar ve rahmin cerrahi bir işlemle vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Oldukça yaygın yapılan operasyonlardandır. Her cerrahi işlemde olabileceği gibi operasyonda veya sonrasında bazı riskler olabilir. Bu operasyonların yapılmasının en önemli nedeni; istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ve popülasyon kontrolüdür. Yani bir tür doğum kontrol yöntemidir. Bu operasyon testis, prostat, ovaryum, rahim gibi organ hastalıklarının engellenmesine katkı sunar. Dişilerde meydana gelen meme tümörlerinin engellenmesinde başarılı bir yöntemdir. Bunlara ek olarak yasal zorunlulukları da sayabiliriz. Yukarıda sıraladığımız bu olumlu durumlar, köpeklerin dört aylık kadar erken kısırlaştırılmaları sonucuna kadar gitmektedir. Yaygın uygulama; altı aydan sonra kısırlaştırmadır. Günümüzde kısırlaştırma operasyonlarının uzun dönemde ortaya çıkan etkileri dikkat çekmeye başladı. Konu ile ilgili çok sayıda makale yayınlanmıştır. Dünya çapında bilinirliği olan Holistik  Veteriner Hekim Dr. Karen Becker bir yazısında hastalarında artan hipotroidizm vakalarının dikkatini çektiğini ve bunların erken kısırlaştırılan köpekler olduğunu belirtir. Bir başka çalışmada; kısırlaştırılmış köpeklerin %23’ünün yaşam sürelerinin biraz uzadığı belirtiliyor. Bazı olumlu durumlara karşın, kısırlaştırılmış köpeklerde obesite, kalça dispilazisi, çapraz bağ hastalıkları, lemfoma, mast hücre tümörleri, kemik tümörleri, idrar tutamama gibi durumların belirli oranlarda arttığı saptanmıştır. Burada kısırlaştırma yaşının önemli olabileceği belirtilmektedir. Kısırlaştırma operasyonları sonrasında davranışlar üzerine de birtakım etkiler oluşur. Bu etkileri araştırmak için çok sayıda araştırma yapılmış ve sonuçlar hakemli dergilerde yayınlanmıştır. Konu ile ilgili altı farklı çalışmada ortaya çıkan benzer sonuçları paylaşmak istiyorum. Bu çalışmalarda toplamda 25 bin 350 adet köpeğin kısırlaştırılma sonrası davranışları değerlendirilmiştir. Kısırlaştırılmış erkek köpeklerde; erkek köpekler arası agresyon ve idrarla işaretleme davranışı yüzde 60 oranında azalmış. Operasyon öncesi korku temelli veya bölgesel saldırganlık davranışı olan köpeklerde operasyondan sonra bir fark görülmemiş. Kısırlaştırılmış erkek veya dişi bütün köpeklerde ortak olarak görülen davranışlar; eğitilebilirliğin azalması, havlamalarda artış, yabancılara yönelik saldırıların artması, insanlardan korkma, dokunmaya karşı duyarlılığın artması, köpekler arası saldırganlığın artması (özellikle dişilerde) aşırı yalanma, dışkı yeme ve yiyecek çalma şeklinde sıralanmıştır. Özetle kısırlaştırmalar, endokrin bozulmalara, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, metabolizmada değişikliklere, kronik hastalıklara ve davranış sorunlarına neden olabilir. Bu durumların tedavileri optimal sağlığı geri getirmez. O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; kısırlaştırma ne kadar geç, o kadar iyi. Çok da gecikmemek koşulu ile.  Köpeğinizi davranış sorunu var diye kısırlaştırmayın, çözüm olmaz. Aksine yeni problemler yaratabilir.
Editör: Ömür Ünver