Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri, 3 Ekim 2005 tarihinde başladı. Aynı tarihte, müzakerelerin usul ve esaslarını belirleyen "Müzakere Çerçeve Belgesi" de kabul edildi. Ancak aradan geçen yaklaşık 20 yılda beklenen yol katedilemedi. Son durumda ise, AB ile Türkiye arasında bakış açısı farkı dün kamuoyuna yansıyan üç ayrı açıklama ile bie krz daha görüldü. İşte o açıklamalar...
"AB'yi çıkmazdan sadece Türkiye kurtarır"
Beştepe'de dün düzenlenen Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında Avrupa Birliği'ne de değindi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Aşırı sağ hareketler bugün Avrupa'da siyasetin belirleyici aktörleri haline gelmiştir. Avrupa merkez siyasetinin zamanın ruhunu doğru okuyamaması da bunun başlıca sebeplerindendir. Liberal demokrasi ciddi bir krize girmiştir. Bir dönem tüm sorunların ilacı olarak gösterilen Liberal demokrasi, artık eski gücünü ve etkisini yitirmiştir.
Topluma rota çizmekte, insanlara umut ve güven vermekte yetersiz kalmaktadır. Hayat gibi siyaset de boşluk kabul etmez. Batı'da yaşanan durum bugün budur.
Bir de buna Batı'nın 471 gün süren Gazze'deki soykırım karşısında takındığı ikircikli tavrı eklemek gerekiyor. Batılı kuruluşlar ve liderler Gazze'deki insanlık sınavında sınıfta kalmışlardır.
Hızla yaşlanan Avrupa'ya can suyu verecek olan Türkiye'dir. Türkiye'nin tam üyeliğidir. AB bu gerçekle ne kadar erken yüzleşirse kendileri için o kadar iyi olacaktır. Üyelik sürecimizi ilerletmek arzusundayız. AB'yi çıkmazdan sadece Türkiye kurtarır. Birliğe yön veren ülkelerin yanlıştan vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye olarak 360 derecelik bakış açısıyla pergelin bir ayağını Ankara'ya sabitleyip diğeriyle tüm dünyaya kucak açmayı sürdüreceğiz. Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.
Fidan: "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri 'İslamofobik' bir yaklaşımla "fiilen durmuş"
Dün Türkiye, AB ilişkilerine dair Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da açıklamalarda bulundu. Euronews haberine göre, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesi sonrası gerçekleştirilen basın toplantısında Bakan Fidan, bir soru üzerine şunları dile getirdi.
"Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakerelerinin 'İslamofobik' bir yaklaşımla "fiilen durmuş" olduğunu savunan Hakan Fidan, "Hemen yanı başımızda bulunan ve oldukça kurumsallaşmış olan Avrupa Birliği ile biliyorsunuz uzun yıllara dayanan bir üyelik maceramız var. Ama son yıllarda açıkça ifade edilmese de Avrupa Birliği'nin kimlik politikalarından dolayı büyük bir Müslüman ülkeyi kendi içine alma konusunda yaşadığı rahatsızlıktan dolayı üyelik müzakereleri bir noktada donmuş durumda. Bunu kimse açıktan söylemiyor ama vaziyet bu,"
"Türkiye artık bir ‘aday ülke’ muamelesi yerine daha çok ‘komşu ülke’ muamelesi görüyor"
Avrupa ile Türkiye ilişkileri konusunda beş senedir Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü olarak görev yapan İspanyol Nacho Sanchez Amor'un daha Erdoğan ve Fidan'ın açıklamaları kamuoyuna yansımadan T24'ten Cansu Çamlıbel'e verdiği röportajdaki ifadeleri de dikkat çekiciydi:
... Türkiye ‘aday ülke’ olmaktan her gün daha çok uzaklaşıyor. Biliyorsunuz Doğu Akdeniz kaynaklı gerilimler düşünce biz Türkiye’ye ‘pozitif ajanda’ önerdik. Türkiye’den bir yanıt alamadık. Sonra Borell Raporu ile yeniden bir ‘pozitif ajanda’ önerdik. Yine yanıt alamadık. Sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı gayriresmi AB dışişleri bakanları toplantısına davet ettik ki bu Türk tarafının yıllardır bizden istediği şeydi. Bunun karşılığında Türkiye yine AB ajandasına döndüğüne dair bir sinyal vermedi. AİHM’in Kavala ve Demirtaş kararlarının uygulanacağı yönünde ya da gazetecilerin keyfi gerekçelerle tutuklanmayacağı yönünde hiçbir işaret alamadık. Avrupa Birliği'nin olumlu bir ilişki kurma yönündeki adımlarına karşın Türk hükümetinden tek bir olumlu hareket yok. Bize söylenen tek şey “Gümrük Birliği modernizasyonu ve vize serbestisi istiyoruz.” Yani devamlı AB’den bir şey talep ediliyor ama içerde yapılması gereken reformlardan ses seda yok. Bu sürecin sonunda geldiğimiz nokta da işte Türkiye’nin AB açısından sadece bir ‘komşu ülke’ye dönüşmesi...